⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 427
🕐 Son Güncelleme: 11.09.2026 08:21
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Giresun’un Çamoluk ilçesinde yaşayan Arif Yesir, internette izlediği videolar sayesinde filografi sanatını kendi kendine öğrenerek uygulamaya başladı.
- Yesir, çivi ve tel kullanarak oluşturduğu özgün tabloları çalıştığı öğretmenevinin lobisinde sergileyerek mekanı adeta bir sanat galerisine dönüştürdü.
- Osmanlı döneminden günümüze ulaşan bu el sanatını bir terapi yöntemi olarak gören Yesir, eserleriyle bölgedeki vatandaşların büyük ilgisini çekiyor.
Giresun’un Çamoluk ilçesinde, unutulmaya yüz tutmuş geleneksel el sanatlarını modern bir bakış açısıyla canlandıran dikkat çekici bir hikaye yaşanıyor. Öğretmenevinde görevli olan Arif Yesir, dijital dünyanın sunduğu imkanları kullanarak geleneksel filografi sanatı ile tanıştı. Hiçbir profesyonel eğitim almadan, sadece internette izlediği videolarla bu zorlu zanaatı öğrenen Yesir, bugün ortaya çıkardığı eserlerle çevresindekileri kendine hayran bırakıyor.
Dijitalden Geleneksele Uzanan Bir İlham Hikayesi
Arif Yesir’in sanatla olan bağı, boş zamanlarını değerlendirme isteğiyle başladı. İnternet dünyasında dolaşırken karşılaştığı çivi ve telin uyumunu konu alan videolar, onda büyük bir merak uyandırdı. Deneme yanılma yöntemiyle başladığı bu süreçte, kısa sürede el becerisini geliştiren Yesir, çivilerin üzerine sarılan tellerle birbirinden karmaşık ve estetik figürler oluşturmayı başardı. Günümüzde birçok kişi ekran başında vakit geçirirken, Yesir bu süreci bir terapi yöntemi olarak kullanmayı seçti.
Dünya gündemini meşgul eden Orta Doğu gerilimi ve küresel ekonomik krizlerin yarattığı stresli atmosferden uzaklaşmak isteyen vatandaşlar için Yesir’in eserleri adeta bir sığınak oldu. Eserlerini sergilediği öğretmenevi lobisi, artık sadece bir bekleme alanı değil, sanatseverlerin uğrak noktası haline geldi.
Filografi Sanatının Tarihi ve Önemi
Osmanlı döneminden günümüze kadar gelen, ancak zamanla unutulmaya yüz tutmuş filografi, sabır ve dikkat gerektiren bir el sanatı olarak biliniyor. Arif Yesir, bu sanatın kendisi için bir tutkuya dönüştüğünü ifade ederek, “Bakarken huzur buluyorlar. Yeteneğimi aslında geç keşfettim ama azmimle güzel eserler ortaya çıkardım,” diyor. Yesir’in bu çabası, yerel düzeyde sanatın ve el emeğinin ne kadar kıymetli olduğunun bir kanıtı niteliğinde.
Toplumun sadece sanata değil, aynı zamanda ekonomik gelişmelere de odaklandığı bu günlerde, Temmuz ayı ekonomik verilerindeki hareketlilik gibi makro konuların yanı sıra, bireysel başarı hikayeleri de dikkat çekiyor. Yesir, eserleriyle hem geleneksel bir sanatı yaşatıyor hem de çevresindeki insanlara estetik bir değer sunuyor.
Sanat Galerisine Dönüşen Lobide Büyük İlgi
Öğretmenevine gelen misafirler, lobide karşılaştıkları bu görsel şölen karşısında şaşkınlıklarını gizleyemiyor. Yesir’in elinden çıkan onlarca tablo, sadece birer dekorasyon öğesi değil, aynı zamanda sabrın ve emeğin somut birer göstergesi. Vatandaşlar, bu tür el emeği çalışmaların teşvik edilmesi gerektiğini belirterek, Yesir’e olan takdirlerini dile getiriyor.
Arif Yesir’in hikayesi, dijitalleşen dünyada insanın yaratıcılığının sınır tanımadığını ve doğru bir motivasyonla her türlü zorluğun aşılabileceğini gösteriyor. Gelecekte daha fazla eser üretmeyi hedefleyen Yesir, bu sanatın genç nesillere aktarılması konusunda da gönüllü olduğunu ifade ediyor.



