⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 386
🕐 Son Güncelleme: 26.09.2026 22:07
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Gaziantep’in tescilli lezzeti beyran, TasteAtlas tarafından “Dünyanın En İyi 100 Çorbası” listesinde 2. sırada yer aldı.
- Gaziantepli işletmeciler, 12 saatlik emekle hazırlanan ve 180 gram et içeren bu lezzetin “çorba” değil, ana öğün olan bir “yemek” olduğunu vurguluyor.
- Beyran ustaları, uluslararası platformlarda beyranın yemek kategorisine alınmasını ve birinciliğe taşınmasını talep ediyor.
UNESCO tarafından gastronomi dalında yaratıcı şehirler ağına dahil edilen Gaziantep, mutfak kültürüyle dünyayı etkilemeye devam ediyor. Şehrin en köklü lezzetlerinden biri olan ve kış aylarının vazgeçilmezi olarak görülen Gaziantep beyranı, kısa süre önce uluslararası gastronomi platformu TasteAtlas’ın “Dünyanın En İyi 100 Çorbası” listesinde ikinci sıraya yerleşerek büyük bir başarıya imza attı. Ancak bu başarı, yerel işletmeciler tarafından hem memnuniyetle hem de bir “kategorizasyon düzeltme” beklentisiyle karşılandı.
“12 Saatlik Emeğe Çorba Denilemez”
Beyranın sadece bir çorba olarak sınıflandırılmasının, o lezzetin arkasındaki devasa emeği gölgelediğini belirten işletmeciler, durumu şu sözlerle özetliyor: “Beyran kuzunun boyun ve kürek etinden hazırlanır ve yaklaşık 12 saat boyunca pişer. İçerisinde ilik suyu, et suyu, pirinç ve tam 180 gram kemikli et bulunur. Biz Gaziantep’te bunu bir başlangıç değil, doyurucu bir ana yemek olarak tüketiyoruz.”
Dünyanın hiçbir yerinde 12 saatlik bir pişirme sürecinden geçen başka bir “çorba” olmadığını savunan ustalar, gastronomi dünyasının bu konuda bir güncelleme yapması gerektiğini ifade ediyor. Tıpkı bağışıklık dostu özel lezzetler gibi, beyranın da kendine has bir kimliği ve sağlık deposu olma özelliği bulunuyor.
Gaziantep Kültüründe Beyranın Yeri
Şehre dışarıdan gelen misafirlerin, beyranın sulu yapısını görünce ilk etapta onu bir çorba zannettiğini belirten işletmeci Ahmet Çadır, “Misafirlerimiz ilk gördüğünde çorba sanıyor ancak bir porsiyon beyranın doyuruculuğunu fark ettiklerinde yanıldıklarını anlıyorlar. Biz bu lezzeti dünya sahnesinde hak ettiği gibi, yani bir yemek olarak zirvede görmek istiyoruz,” dedi. Şehrin gastronomi turizmi, sadece yemekle sınırlı kalmıyor; kültürel etkinlikler ve sanat gösterileriyle de ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor.
Öte yandan, gastronomi dünyasındaki bu tartışmalar, Türkiye’nin yerel lezzetlerinin uluslararası platformlarda nasıl temsil edilmesi gerektiği konusunda da önemli bir örnek teşkil ediyor. Benzer şekilde, büyük ölçekli projeler ve yerel değerlerin korunması, Türkiye’nin marka değerini artıran unsurlar arasında yer alıyor.
Gaziantepli ustalar, şimdi TasteAtlas yetkililerine ve dünya mutfak otoritelerine seslenerek, beyranın “çorba” kategorisinden çıkarılıp “yemek” kategorisine dahil edilmesini ve bu şekilde birincilik mücadelesine girmesini bekliyor.



