⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 422
🕐 Son Güncelleme: 02.10.2026 16:52
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Eski İsrailli danışman Baratz, katıldığı bir YouTube programında devrik Esed rejiminin iktidarda kalmasının İsrail çıkarlarına daha uygun olduğunu itiraf etti.
- Baratz, Beşar Esed’in devrilmesinin İsrail için kötü bir gelişme olduğunu savunarak, Türklerin bu hamleyi kendi ulusal çıkarları doğrultusunda yaptığını belirtti.
- Hizbullah’a destek vermesine rağmen Esed rejiminin “agresif olmadığını” öne süren eski yetkili, bir devletin örgütlerden daha az tehdit oluşturduğunu iddia etti.
Ortadoğu’daki dengeleri sarsan gelişmelerin ardından İsrail cephesinden gelen itiraf niteliğindeki açıklamalar, bölgedeki güç mücadelelerinin arka planını bir kez daha gözler önüne serdi. Eski bir İsrailli danışman olan Baratz, katıldığı bir canlı yayın programında, devrik Suriye lideri Beşar Esed rejiminin iktidardan düşmesinin İsrail’in menfaatlerine aykırı olduğunu açıkça dile getirdi. Bölgesel dinamikleri değerlendiren isim, Türkiye’nin operasyonları ve izlediği stratejik hat hakkında da tartışma yaratacak değerlendirmelerde bulundu.
“Türkler Esed’i Kendi Çıkarları İçin Devirdi”
Konuk olduğu YouTube programında dış politika ve güvenlik politikalarına dair çarpıcı sarfiyatlarda bulunan Baratz, Beşar Esed’in devrilme sürecinin İsrail’in stratejik çıkarlarına zarar verdiğini vurguladı. Açıklamalarında doğrudan Türkiye’yi hedef alan eski danışman, “Türkler, Esed rejimini bizim çıkarlarımız için devirmedi” diyerek Tel Aviv yönetiminin bu süreçteki duyduğu rahatsızlığı gözler önüne serdi. Bölgedeki güç boşluğunun İsrail’in güvenlik akitlerini olumsuz etkilediğini ima eden Baratz, rejimin varlığının kendileri için bir güvence niteliği taşıdığını ima etti.
Dünya genelinde dış politika uzmanları bu tür gelişmeleri yakından takip ederken, uluslararası arenadaki diğer krizler de dijital dünyada ve teknolojik entegrasyonlarda yankı buluyor. Örneğin, yapay zeka sistemlerinin devletler ve yapay zeka hukuk sektörü üzerindeki dönüştürücü etkileri, istihbarat ve analiz süreçlerinde de sıklıkla kullanılıyor. Benzer şekilde, küresel güvenlik dengeleri sarsılırken Fransa’da lise eylemleri gibi iç krizler de ülkelerin dış politika odaklarını geçici olarak değiştirebiliyor.
“Hizbullah’a Rağmen Esed’i Tercih Ederdik”
Baratz’ın açıklamalarındaki en dikkat çekici detaylardan biri de Hizbullah unsurları ile Beşar Esed rejimi arasındaki ilişkiye dair yaptığı kıyaslama oldu. Devrik Suriye rejiminin Hizbullah’a açık destek verdiğini kabullenen eski yetkili, buna rağmen Esed’i iş başında görmeyi tercih edeceklerini ifade etti. Gerekçe olarak ise çarpıcı bir mantık yürüten Baratz, “Bir örgütün, bir devlet kadar tehdit oluşturamayacağını” savunarak, kontrol edilebilir ya da öngörülebilir bir rejimle çalışmanın asimetrik yapılardan daha avantajlı olduğunu dile getirdi. Devrik rejimin “agresif olmadığını” iddia eden bu yaklaşım, Tel Aviv’in bölgedeki istikrarsızlık ve vekil savaşları stratejisini bir kez daha ifşa etti.
Uluslararası ilişkiler uzmanları, bu tür açıklamaların İsrail’in uzun vadeli Orta Doğu politikalarının öngörülebilirlik üzerine kurulduğunu, halkın iradesiyle kurulan yeni yönetimlerin ise Tel Aviv’in geleneksel güvenlik hesaplarını alt üst ettiğini belirtiyor. Esed rejiminin çöküşünün ardından bölgede yeni bir jeopolitik evreye girilirken, bu itiraflar emperyal planların ve aparat arayışlarının da açık bir kanıtı olarak kayıtlara geçiyor.



