⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 415
🕐 Son Güncelleme: 15.10.2026 04:48
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Zeytin sektöründe 2026-2027 sezonu için yüksek rekolte beklenirken, artan hasat ve işçilik maliyetleri üreticinin kârlılığını tehdit ediyor.
- Edremit Ticaret Odası Başkanı Ahmet Çetin, yağlık zeytinin kilogram fiyatının 10 TL’ye kadar gerilediğini ve günlük işçi yevmiyelerinin 2 bin TL’ye yükseldiğini belirtti.
- Sektör temsilcileri, mahsulün dalda kalmaması ve üretimin sürdürülebilirliği için zeytinyağında litre başına 50 TL prim desteği talep ediyor.
Türkiye zeytin sektöründe 2026-2027 sezonu için “var yılı” olarak adlandırılan yüksek rekolte beklentisi hakim olsa da, yükselen üretim maliyetleri üreticiyi ciddi bir ekonomik darboğaza sürüklüyor. Zeytin ağaçlarının verimli bir sezon geçirmesi öngörülürken, hasat aşamasındaki yüksek işçilik giderleri ve düşük ürün fiyatları, üreticinin mahsulü toplamasını ekonomik açıdan imkansız hale getiriyor.
Yüksek Rekolte Beklentisine Rağmen Maliyet Çıkmazı
Sektör temsilcilerinin verilerine göre, Türkiye genelinde zeytinyağı üretiminin 450-500 bin ton, sofralık zeytin üretiminin ise 750-800 bin ton seviyelerinde gerçekleşmesi bekleniyor. Balıkesir özelinde ise yaklaşık 40 bin tonluk bir zeytinyağı üretimi öngörülüyor. Geçtiğimiz sezon 250 bin ton seviyelerinde kalan üretimin bu yıl iki katına çıkması beklenmesine rağmen, maliyetler bu artışın getireceği avantajı gölgeliyor. Tıpkı denizlerdeki balık bolluğu ve fiyat düşüşü tartışması gibi, tarımsal ürünlerde de arz artışının fiyatlar üzerindeki baskısı üreticiyi endişelendiriyor.
İşçilik Giderleri ve Üretim Zorlukları
Edremit Ticaret Odası Başkanı Ahmet Çetin, sektördeki dengesizliğe dikkat çekerek mevcut tabloyu çarpıcı rakamlarla özetledi. Üç yıl önce zeytinyağının litresi 300 TL seviyelerindeyken ve günlük işçi yevmiyesi 500 TL civarındayken, bugün zeytinyağı fiyatlarının 200 TL seviyelerinde takılı kaldığını, ancak işçi yevmiyelerinin 2 bin TL’ye fırladığını ifade etti. Bu durum, memur emekliliği ve çalışan maaşı arasındaki farkın artması gibi farklı sektörlerde de görülen ücret dengesizliğinin tarımsal üretim üzerindeki ağır yükünü gösteriyor.
Çetin, yağlık zeytinin kilogramının 10 TL’ye kadar düşmesinin üretici için kabul edilemez bir noktaya ulaştığını vurguladı. Mevcut ekonomik koşullarda, üreticinin kendi tarlasına girmesinin dahi zarar ettirecek bir boyuta ulaştığını belirten Çetin, yüksek faiz ve kur politikalarının hem üretimi hem de dış ticareti olumsuz etkilediğini dile getirdi.
Çözüm İçin Prim Desteği Çağrısı
Üreticinin ayakta kalabilmesi ve zeytinin dalda kalmaması için acil önlem alınması gerektiğini belirten Çetin, zeytinyağı üretiminde litre başına 50 TL prim desteği verilmesini önerdi. Bu desteğin hem kayıt dışılığın önlenmesine hem de iç piyasada fiyat dengesinin sağlanmasına yardımcı olacağını ifade etti. Ayrıca, Türkiye’nin her yıl tükettiğinden fazla zeytinyağı üretmesine rağmen ihracat kapasitesinin artırılması gerektiğini belirten oda başkanı, ihracatçıların desteklenmesinin stratejik önemine değindi. Ekonomik yönetimlerin, tasfiye edilen yatırım fonları için ödeme planları gibi makro düzeydeki finansal kararların yanı sıra, tarımsal üretimi koruyacak mikro desteklere de odaklanması gerektiği vurgulanıyor.



