⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 421
🕐 Son Güncelleme: 23.10.2026 21:38
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- İzmir’de son 10 gün içinde üç kadının (Ebru Serep, Pınar Güneş ve Özge Penbegül) hayatını kaybetmesi, İzmir Barosu önünde protesto edildi.
- Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, uzaklaştırma kararlarının yetersiz kaldığını belirterek koruyucu ve önleyici tedbirlerin etkin uygulanmasını talep etti.
- Platform temsilcileri, Eylül ayında ülke genelinde 28 kadının öldürüldüğünü hatırlatarak şiddet riski taşıyan kişilerin silahlara erişiminin engellenmesini istedi.
Türkiye’nin üçüncü büyük şehri İzmir, art arda gelen şiddet olaylarıyla sarsıldı. Son 10 gün içerisinde üç kadının hayatını kaybetmesi üzerine, hak savunucuları ve sivil toplum kuruluşları, adalet ve güvenlik mekanizmalarının etkin çalışması için harekete geçti. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu üyeleri, İzmir Barosu önünde bir araya gelerek son dönemdeki cinayetlere karşı ortak bir basın açıklaması düzenledi.
Üç Günde Üç Hayat Yarım Kaldı
Seferihisar’da Ebru Serep, Çeşme’de Pınar Güneş ve Menemen’de avukat Özge Penbegül’ün yaşamını yitirdiği olaylar, kentte derin bir üzüntü ve öfke yarattı. Basın açıklamasını okuyan Platformun İzmir İl Temsilcisi Esra Akın, yaşanan trajedilerin önlenebilir olduğuna dikkat çekti. Ebru Serep hakkında daha önce uzaklaştırma kararı alınmasına rağmen eski partnerinin saldırısını engelleyemediğine vurgu yapan Akın, Serep’in evinin ateşe verilmesi sonucu ağır yaralanarak hastanede hayatını kaybettiğini hatırlattı.
Çeşme’de Pınar Güneş’in silahlı saldırıyla, Menemen’de ise avukat Özge Penbegül’ün nişanlısı olan bir polis memuru tarafından öldürüldüğünü belirten Akın, “Üç kadın, üç ayrı cinayet. Üç ayrı hayat yarım bırakıldı. Biz artık kadınların öldürülmesinin ardından aynı açıklamaları yapmak istemiyoruz. Kadınlar öldürülmeden önce önlem alınsın, kadınlar hayattayken korunsun istiyoruz” şeklinde konuştu.
Eylül Ayı Raporu: 28 Kadın Yaşamını Yitirdi
Açıklamada, platformun Eylül 2026 raporuna da yer verildi. Bir ay içerisinde ülke genelinde 28 kadının cinayete kurban gittiği, 19 kadının ise şüpheli şekilde ölü bulunduğu açıklandı. Öldürülen kadınların yarısından fazlasının ateşli silahlarla hedef alındığına dikkat çeken platform üyeleri, ruhsatsız veya ruhsatlı fark etmeksizin şiddet riski barındıran kişilerin silahlara erişiminin derhal engellenmesi gerektiğini vurguladı.
Öte yandan, gündemdeki sıcaklığını koruyan toplumsal meselelerin yanı sıra, farklı alanlardaki gelişmeler de yakından takip ediliyor. Özellikle çalışma yaşamındaki hak arama mücadeleleri, geçtiğimiz günlerde gündeme gelen toplu iş sözleşmesi krizi gibi örneklerle benzer şekilde, kadın hakları ve yaşam hakkı konusundaki hukuki süreçlerin de titizlikle yürütülmesi talep ediliyor.
Yargı Süreçleri ve Kurumların Sorumluluğu
Eylemde söz alan avukat Hatice Aslan Atabay, kadına yönelik şiddet vakalarının bazı yargı süreçlerinde basit birer tehdit olarak eleştirilmesini eleştirdi. Atabay, “Öfkeliyiz çünkü kadınlar güvende değiliz, kadına yönelik şiddet basit bir tehdit değil” diyerek yargı kurumlarının ve kamu görevlilerinin 6284 sayılı Kanun’u eksiksiz ve etkin bir şekilde uygulaması çağrısında bulundu. Katılımcılar, kadın cinayetlerinin kader olmadığını ve bu tablonun değişmesi için toplumsal mücadelenin kararlılıkla süreceğini belirtti.



