⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 412
🕐 Son Güncelleme: 29.10.2026 00:57
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Liman işçileri, 30 Ekim tarihinde dört kıtada yer alan yaklaşık 100 limanda silah sevkiyatına karşı eş zamanlı eylem yapacak.
- Dünya Sendikalar Federasyonu (WFTU) tarafından desteklenen eylemde, limanların askeri amaçlarla kullanılmaması ve yeniden silahlanma politikalarına son verilmesi talep ediliyor.
- Protestolar sadece savaş karşıtlığını değil; ücret artışı, iş güvencesi ve sosyal haklar gibi temel işçi taleplerini de kapsıyor.
Dünya genelindeki liman çalışanları, savaş ekonomisine ve limanların militarize edilmesine karşı seslerini yükseltmeye hazırlanıyor. Dünya Sendikalar Federasyonu (WFTU) desteğiyle organize edilen eylem kapsamında, 30 Ekim tarihinde dört kıtada yaklaşık 100 limanda eş zamanlı protestolar gerçekleştirilecek. “Barış için limanlar, insanca iş” sloganıyla hareket eden işçiler, silah ve mühimmat sevkiyatının durdurulmasını hedefliyor.
Küresel Ölçekte Genişleyen Protesto Ağı
Liman işçilerinin koordineli mücadelesi, ilk kez 6 Şubat 2026 tarihinde yedi ülkede ve 20 limanda gerçekleştirilen eylemle başlamıştı. O tarihten bu yana eylemin kapsamı hızla büyüyerek 30 Ekim çağrısıyla dört kıtaya ve 100 limana ulaşmış durumda. Eyleme ABD’de San Francisco ve Oakland, Meksika’da Veracruz ve Almanya’da Hamburg gibi stratejik limanlardan güçlü destek mesajları geldi.
Eylemin biçimi, yerel koşullara göre değişiklik gösterecek. Bazı bölgelerde tam kapsamlı grev uygulanırken, bazı limanlarda iş bırakma veya dayanışma gösterileri düzenlenecek. Savaşın lojistik ayağını oluşturan bu ağda, sadece limanlar değil, sevkiyatın geçtiği demiryolu hatları ve taşımacılık ağları da kritik bir rol oynuyor. İşçiler, savaşın lojistiğini sağlayan zincirin bir parçası olduklarını ve bu zinciri durdurma gücüne sahip olduklarını vurguluyor.
Savaş Ekonomisi ve İşçi Hakları Arasındaki Bağ
Sendikalar, hükümetlerin silahlanma ve askeri harcamalara ayırdığı devasa bütçelerin, doğrudan işçilerin yaşam standartlarını düşürdüğünü savunuyor. Kamu kaynakları silahlara aktarıldıkça; eğitim, sağlık, konut ve sosyal güvenlik gibi temel alanlarda kesintiler yaşanıyor. Bu durum, küresel ölçekte toplumsal dışlanma ve insan onurunun korunması noktasında büyük bir tehdit oluşturuyor.
İşçiler, savaş ekonomisine karşı şu temel talepleri dile getiriyor:
- Gerçek ücret artışı: Toplu sözleşmelerle enflasyon karşısında ezilmeyen maaşlar.
- İş güvencesi: Sosyal hakların ve çalışma saatlerinin iyileştirilmesi.
- Kamu kaynaklarının dağılımı: Silahlanma yerine toplumsal ihtiyaçlara yatırım yapılması.
İstanbul Bildirgesi ve Siyasi Talepler
Eylemin temel dayanağını oluşturan İstanbul Bildirgesi, sadece ekonomik değil, aynı zamanda çok güçlü siyasi talepler de içeriyor. Bildirge kapsamında, Filistin halkına yönelik saldırıların durdurulması, bağımsız bir Filistin devletinin kurulması ve ABD ile İsrail’in bölgedeki askeri faaliyetlerine son verilmesi isteniyor. Ayrıca, limanların askeri teçhizat ve asker taşımak amacıyla kullanılmaması, küresel barışın sağlanması için bir kırmızı çizgi olarak belirlenmiş durumda.
Liman işçileri, “Ellerimiz kirli veya yağlı olabilir ama asla kanlı olmayacak” diyerek, emeğin savaşın yıkıcı sonuçlarına hizmet etmeyeceğini kararlılıkla belirtiyor.



