⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 461
🕐 Son Güncelleme: 31.10.2026 04:32
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Eski Ayasofya Baş İmamı Prof. Dr. Mehmet Boynukalın, Cumhuriyet’in 103. kuruluş yıl dönümü sürecinde laiklik ve hilafet üzerine tartışmalı paylaşımlarda bulundu.
- Boynukalın, Cumhuriyet’in bir yönetim biçimi (şekil) olduğunu, asıl olanın ise İslam hukuku ve hilafet (esas) olması gerektiğini savundu.
- Geçmişte de benzer anayasa tartışmaları nedeniyle görevinden ayrılan Boynukalın’ın bu söylemleri, toplumsal ve siyasi tartışmaları yeniden tetikledi.
Ayasofya’nın yeniden ibadete açılmasının ardından baş imamlık görevine getirilen ve laiklik konusundaki görüşleriyle kamuoyunda sıkça tartışılan Prof. Dr. Mehmet Boynukalın, Cumhuriyet’in kuruluş ilkeleri ve laiklik düzenine yönelik eleştirel açıklamalarını sürdürüyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 103. yıl dönümü kutlamalarının yaşandığı günlerde sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımlarla gündeme gelen Boynukalın, yönetim biçimi ve dini esaslar arasındaki ilişkiye dair dikkat çeken iddialarda bulundu.
“Cumhuriyet Şekil, Hilafet Esastır” İddiası
Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi bünyesinde akademik çalışmalarını sürdüren Boynukalın, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, Cumhuriyet ve laiklik kavramlarını hedef alan bir perspektif sundu. Boynukalın, Türkiye Cumhuriyeti’nin 29 Ekim 1923 tarihinde bir “İslam ve hilafet cumhuriyeti” olarak kurulduğunu öne sürerek, laiklik ilkesinin sonradan eklendiğini iddia etti. Paylaşımında, “Cumhuriyet yönetim biçimidir. İslam’ı esas alan bir cumhuriyet Allah’ın hakimiyetini kabul etmiş demektir. Hilafet, yani Allah’ın indirdiğiyle hükmetmek esastır. Gerisi meselenin şekil boyutudur” ifadelerini kullandı.
Boynukalın, mevcut toplumsal sorunların çözümünün ancak Cumhuriyet’in yeniden İslam ile taçlandırılmasıyla mümkün olacağını savunurken, laikliğin İslam hukukuna aykırı bir yapı oluşturduğunu ileri sürdü. Bu tür keskin siyasi çıkışların, Yeni Parti Kurultay Süreci ve CHP ile İlgili Siyasi Hedefler gibi yoğun siyasi gündemlerin yaşandığı bir dönemde toplumsal kutuplaşmayı artırabileceği belirtiliyor.
Geçmişteki Anayasa Tartışmaları ve Görevden Ayrılış Süreci
Mehmet Boynukalın, bu tür söylemleri ilk kez ortaya atmış değil. 2020-2021 yılları arasında görev yaptığı Ayasofya Baş İmamlığı döneminde, yeni anayasa tartışmaları kapsamında yaptığı açıklamalar büyük tepki toplamıştı. Şubat 2021’de sosyal medya üzerinden paylaştığı “Anayasada İslam olsun” temalı mesajları, muhalefet partileri, barolar ve hukukçular tarafından anayasanın değiştirilemez maddelerine yönelik bir saldırı olarak nitelendirilmişti. Bu süreçte yaşanan gerginliklerin ardından Boynukalın, Nisan 2021’de görevini bırakmıştı.
Akademik ve siyasi görüşlerinin toplumsal dinamikler üzerindeki etkisi, Küresel Seçim Maratonu: Çoklu Krizler Döneminde Sandık Etkisi gibi geniş çaplı siyasi değişimlerin yaşandığı süreçlerde daha fazla tartışılmaktadır. Boynukalın’ın laiklik ilkesinin anayasadan çıkarılması yönündeki çağrıları, hukukçular tarafından Türkiye Cumhuriyeti’nin temel niteliklerine aykırı bulunuyor.
Toplumsal ve Hukuki Yansımalar
Boynukalın’ın “Cumhuriyet fabrika ayarlarına dönsün” şeklindeki söylemleri, laiklik ilkesinin devlet yapısındaki yerini ve İslam hukuku ile olan ilişkisini yeniden tartışmaya açtı. Uzmanlar, bu tür açıklamaların sadece dini değil, aynı zamanda anayasal düzeni de doğrudan ilgilendirdiğini vurguluyor. Özellikle 1928 yılında “Devletin dini İslamdır” ibaresinin anayasadan çıkarılması ve 1937’de laiklik ilkesinin anayasaya dahil edilmesi süreçlerine yönelik Boynukalın’ın eleştirileri, tarihsel gerçeklikler üzerinden hukuki tartışmaları da beraberinde getiriyor.
Söz konusu açıklamaların ardından, sosyal medyadaki tartışmaların nasıl bir toplumsal tepkiye dönüşeceği merak konusu olurken, hukuk çevreleri anayasanın değiştirilemez maddeleri konusundaki hassasiyetlerini koruyor.




