⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 412
🕐 Son Güncelleme: 04.11.2026 19:47
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- İzmir’in Aliağa ilçesine bağlı Horozgediği Mahallesi’nde BATIÇİM tarafından yapılması planlanan klinker öğütme ve paketleme tesisi projesi için yargı freni geldi.
- İzmir 5. İdare Mahkemesi, projenin çevresel etkilerinin yeterince değerlendirilmediğini belirterek “ÇED gerekli değildir” kararını oybirliğiyle iptal etti.
- EGEÇEP Derneği ve Foça Tarih ve Doğa Talanına Hayır Platformu, Bakırçay Havzası’ndaki tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin tehlikede olduğunu belirterek kararı memnuniyetle karşıladı.
İzmir’in Aliağa ilçesinde, çevre kirliliği tartışmalarının odağında yer alan Horozgediği Mahallesi’nde yapılması planlanan projeler yargı engeline takılmaya devam ediyor. BATIÇİM (Batı Anadolu Çimento Sanayi) tarafından hayata geçirilmek istenen klinker öğütme ve paketleme tesisine ilişkin süreçte mahkemeden çevrecileri haklı bulan bir karar çıktı. Daha önce iki kez reddedilen proje için üçüncü başvuruda da beklenen onay mahkemeden dönmüş oldu.
EGEÇEP Derneği ile Foça Tarih ve Doğa Talanına Hayır Platformu üyeleri tarafından açılan davada, tesise ilişkin verilen “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” ve “ÇED gerekli değildir” kararlarının hukuka aykırı olduğu savunulmuştu. Davacılar, atıkların barındırdığı ağır metaller ile toksik maddelerin uzun vadeli çevresel ve sağlık etkilerinin göz ardı edildiğini, hava, toprak ve su kirliliğinin derinleşeceğini vurgulamıştı. Benzer çevre ve altyapı tartışmaları, yerelde ve ulusalda yakından takip edilirken, örneğin Şile Belediyesi Davasında Sanık Savunmaları: Rant Düzeni İddiası başlığıyla yargıya taşınan farklı davalarda da benzer iddiaların kamuoyu gündemini meşgul ettiği görülüyor.
İzmir 5. İdare Mahkemesi Kararı Oybirliğiyle Aldı
İzmir 5. İdare Mahkemesi, 21 Ekim 2026 tarihli kararında projenin çevresel etkilerinin yeterli düzeyde incelenmediği hükmüne vardu. Mahkeme, hazırlanan proje tanıtım dosyasındaki (PTD) eksikliklere dikkat çekerek ÇED kararını oybirliğiyle iptal etti. Yargı sürecinde hazırlanan bilirkişi raporuna atıfta bulunan mahkeme heyeti, 65 bin metrekarelik alanın betonla kaplanmasının akış katsayılarını ve akış miktarını tamamen değiştireceğini belirtti.
Ayrıca sahanın jeolojik ve hidrojeolojik özelliklerinin raporda yüzeysel bırakıldığı, ruhsat alanının yakın çevresindeki kaya birimlerinin mühendislik özelliklerinin bölgeyi açıklamaktan uzak olduğu tespit edildi. Bölgesel gelişmeler ve çevresel denetimler sadece sanayi projeleriyle sınırlı kalmayıp, kamuoyunun yakından izlediği idari ve hukuki süreçlerle de kesişiyor. Tıpkı DEM Parti 4 Kasım operasyonları için Meclis araştırması istedi gelişmesinde olduğu gibi, toplumsal ve hukuki denetim mekanizmaları farklı alanlarda aktif bir şekilde işletiliyor.
Bakırçay Havzası’nda Yeni Kirleticiye Tahammül Yok
Mahkeme kararının ardından Foça Tarih ve Doğa Talanına Hayır Platformu yazılı bir açıklama yaparak kararı kamuoyuyla paylaştı. Bakırçay Havzası’nın halihazırda ağır bir sanayi kirliliği cenderesinde bulunduğunu belirten çevreciler, bölgede telafisi mümkün olmayan zararların önüne geçildiğini ifade etti.
Açıklamada, proje alanının tarım ve hayvancılık faaliyetleri açısından büyük bir tehdit oluşturduğu, Kültür Varlıkları Kurulu’nun da daha önceki görüşlerinde gerekli sondaj çalışmalarının yapılmadığını açıkça ortaya koyduğu hatırlatıldı. Yargının bu kararıyla birlikte, bölgedeki ekosistemin korunması adına önemli bir hukuki emsal daha kazanılmış oldu.




