⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 381
🕐 Son Güncelleme: 05.11.2026 15:40
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Türkiye ve Avustralya’nın ortak ev sahipliğinde gerçekleşecek olan BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) için hazırlık süreci başladı.
- Antalya’da düzenlenen toplantılarda 196 ülkeden temsilciler, sürdürülebilir kalkınma, sıfır atık ve iklim değişikliğiyle mücadele stratejilerini görüşüyor.
- Konferansın temel amacı, geçmişte alınan kararların uygulamaya geçirilmesi ve küresel iş birliğinin güçlendirilmesi olarak belirlendi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İklim Değişikliği Başkanı Prof. Dr. Halil Hasar, Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) hazırlıkları kapsamında Antalya’da düzenlenen değerlendirme toplantısında önemli açıklamalarda bulundu. Konferansın, ülkelerin iklim değişikliğiyle mücadele süreçlerinde diyalog kurduğu ve ortak kararlar aldığı stratejik bir platform olduğunu vurgulayan Hasar, dünya genelinde 196 ülkeden gelecek delegasyonların katılımıyla sürecin şekilleneceğini ifade etti.
İklim Eyleminde Uygulama Dönemi
Paris İklim Anlaşması’nın yürürlüğe girmesinin ardından geçen 10 yıllık süreçte çok sayıda müzakere yapıldığını hatırlatan Hasar, bundan sonraki aşamanın “uygulama” odaklı olması gerektiğine dikkat çekti. COP31‘in küresel iklim politikaları için bir dönüm noktası olması hedefleniyor. Hasar, “Elimizde birçok uygulanabilir, müzakere edilmiş kararlarımız var. Bunun artık eyleme de geçme zamanı. O yüzden bu süreci ‘Uygulama COP’u’ olarak tanımlıyoruz,” ifadelerini kullandı.
Dünya genelinde yaşanan ekonomik ve sosyal değişimlerin iklim krizinden bağımsız olmadığını belirten uzmanlar, girişimcilik ekosistemine sağlanan destekler gibi yerel projelerin de küresel iklim hedefleriyle uyumlu hale getirilmesi gerektiğini savunuyor. Türkiye, bu süreçte kendi çevre politikalarını uluslararası arenada sergileme fırsatı bulacak.
Uluslararası İş Birliği ve Sıfır Atık Vizyonu
COP31’in en önemli hedeflerinden biri, ülkeler arasındaki çok taraflı iş birliğini güçlendirmek. Türkiye ile Avustralya’nın ortak ev sahipliği modeli, farklı coğrafyaların iklim eylemi konusunda aynı paydada buluşabileceğini kanıtlar nitelikte. Konferansın gündem maddeleri arasında sıfır atık, döngüsel ekonomi ve metan emisyonlarının azaltılması gibi kritik başlıklar yer alıyor.
Türkiye’nin uluslararası alanda marka haline gelen “Sıfır Atık” projesi, COP31’in merkezinde yer alacak. Bu kapsamda, barış süreçleri ve özerk yönetimlerin uluslararası diplomasiyi etkilediği gibi, iklim diplomasisinin de ülkelerin kalkınma modellerini doğrudan dönüştüreceği öngörülüyor. Hasar, Türkiye’nin çevre alanında yürüttüğü projelerin, gelişmekte olan ülkeler için de bir örnek teşkil edebileceğini belirtti.
Son olarak, ekonomik göstergelerin istikrarı ile iklim değişikliğiyle mücadelenin finansmanı arasında doğrudan bir bağ olduğuna dikkat çeken yetkililer, sürdürülebilir bir gelecek için finansal kaynakların yeşil enerjiye yönlendirilmesinin şart olduğunu vurguluyor.




