⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 418
🕐 Son Güncelleme: 22.10.2026 13:17
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Manisa Turgutlu’daki Çaldağı Nikel Madeni projesiyle ilgili mahkeme tarafından atanan bilirkişi heyeti, madenin çevreye vereceği zararları içeren raporunu sundu.
- Raporda, 137 milyon tonluk atık kütlesinin sızıntı yapabileceği, su kaynaklarını ve bölgedeki zeytinlikleri kalıcı olarak tehdit edeceği vurgulandı.
- 20 yıllık hukuk mücadelesi, AİHM’in adil yargılanma kararı sonrası yeniden canlanırken, uzmanlar projenin ekosistem üzerinde geri dönülemez hasarlar bırakacağı konusunda uyarıda bulundu.
Manisa’nın Turgutlu ilçesinde faaliyet göstermesi planlanan Çaldağı Nikel Madeni projesine ilişkin yürütülen hukuk mücadelesinde kritik bir dönemece girildi. Çevre Bakanlığı tarafından verilen “ÇED olumlu” kararına karşı 2006 yılından bu yana süregelen davada, mahkemenin atadığı bilirkişi heyeti hazırladığı kapsamlı raporu kamuoyuyla paylaştı. Bilirkişi heyeti, maden projesinin toprak yapısı, su kaynakları ve tarımsal faaliyetler açısından sürdürülebilir olmadığını bilimsel verilerle ortaya koydu.
137 Milyon Tonluk Atık Kütlesi ve Sızıntı Riski
Hazırlanan teknik raporda, projenin en riskli unsurlarından biri olan yaklaşık 137 milyon tonluk atık kütlesine dikkat çekildi. Uzmanlar, bu devasa atık yığınının uzun vadede sızıntı yapma potansiyelinin bulunduğunu ve bu durumun bölgedeki yeraltı su kaynakları ile zeytinlik alanlar üzerinde yıkıcı etkiler yaratabileceğini belirtti. Heyette yer alan Uzman Çevre Mühendisi, projede temel kütle dengelerinin doğru kurulmadığını ve sunulan sayısal veriler arasında tutarsızlıklar bulunduğunu ifade ederek, çevresel etkilerin kabul edilebilir sınırların çok üzerinde olduğunu vurguladı. Bu tür çevresel süreçlerin takibi, Gökhan Ağdemir Hakkında TBB ve Bakanlığa Dilekçe Verildi haberinde görüldüğü gibi, ilgili bakanlıklar ve denetleyici kurumlar nezdinde büyük önem arz ediyor.
Ekosistem ve Biyolojik Çeşitlilik Tehdit Altında
Bilirkişi heyeti, raporun “Biyolojik Çeşitlilik ve Flora” bölümünde maden faaliyetlerinin ekolojik dengeyi bozacağını net bir şekilde belirtti. Nikel cevheri çıkarma ve liç (çözündürme) işlemleri sırasında oluşacak kimyasal süreçlerin, bölgedeki vejetasyon yapısını bozacağı öngörülüyor. Rapora göre; su drenajının değişmesi, toprağın ısınması ve toprak mikrobiyolojisinin bozulması gibi faktörler, bölgedeki bitki örtüsüne kalıcı zarar verecek. Çok sayıda ağacın kesilecek olması, ekosistemin kendini yenileme kapasitesini de ortadan kaldırabilir.
Tarım Alanları ve Zeytinlikler Üzerindeki Toz Etkisi
Ziraat mühendisleri tarafından hazırlanan değerlendirmelerde, maden sahasının coğrafi konumu ve işletme yöntemleri tarımsal verimlilik açısından büyük risk taşıyor. Maden alanının zeytinliklerden daha yüksek bir seviyede bulunması ve bölgede doğal bir engel (yükselti farkı) olmaması, işletme sürecinde yoğun bir toz emisyonuna neden olacak. Bu tozların 3 kilometre mesafedeki zeytin ağaçları ile diğer tarım alanlarına yayılması, bitkilerin hem vegatatif hem de generatif gelişimini olumsuz etkileyecek. Tarımsal kaynakların korunması, Türkiye’nin Çin’e Su Ürünleri İhracatı 3 Katına Çıktı örneğinde olduğu gibi, ülke ekonomisinin sürdürülebilirliği açısından hayati bir önem taşımaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) “Adil Yargılama Hakkı İhlali” kararı sonrası Manisa 1. İdare Mahkemesi’nde yeniden açılan davanın, bu bilirkişi raporu ışığında nasıl bir hukuki sonuç doğuracağı merakla bekleniyor.



