⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 392
🕐 Son Güncelleme: 23.10.2026 20:51
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Kavel Alpaslan, İzmir’de düzenlenen söyleşide “Ekim’den Sonsuzluğa Sovyetler Birliği’nde Yaşam” adlı kitabını ve Sovyet mirasını anlattı.
- Etkinlikte, Sovyetler Birliği’ndeki konut politikaları, teknolojik gelişmeler ve toplumsal yaşamın bugünkü kentsel sorunlara ışık tutabileceği vurgulandı.
- Alpaslan, Sovyetler hakkındaki yerleşik algıların sistematik propaganda ürünü olduğunu belirterek, tarihsel birikimin geleceği tasarlamada rehber olabileceğini ifade etti.
İzmir’de gerçekleştirilen “Ekim’den Sonsuzluğa Sovyetler Birliği’nde Yaşam” başlıklı söyleşi ve imza etkinliği, tarihsel birikimin güncel toplumsal sorunlara çözüm önerileri sunabileceği fikrini merkeze aldı. Kor Yayın ve Tüm Bel-Sen İzmir 2 No’lu Şube ortaklığıyla düzenlenen etkinlikte, yazar Kavel Alpaslan, Sovyetler Birliği’nin toplumsal yaşam pratiklerini ve bu deneyimin günümüz dünyasındaki karşılıklarını katılımcılarla paylaştı.
Propaganda ve Tarihsel Algı
Karşıyaka Belediyesi Bülent Ecevit Çarşı Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen söyleşinin moderatörlüğünü Diyar Saraçoğlu üstlendi. Saraçoğlu, açılış konuşmasında Sovyetler Birliği’nde teknoloji ve gündelik yaşamda kaydedilen aşamaların genellikle göz ardı edildiğini veya ideolojik önyargılarla karalandığını belirtti. Avrupa’da artan barınma krizine dikkat çeken Saraçoğlu, Sovyet deneyiminin bu tür sorunlara karşı güçlü bir referans noktası sunduğunu ifade etti.
Kavel Alpaslan ise Sovyetler Birliği’ne dair hafızalarda yer eden imgelerin, Hollywood filmleri ve popüler kültür ürünleri aracılığıyla inşa edilen sistematik bir anti-komünist propagandanın sonucu olduğunu savundu. Alpaslan, “Biz her gün tarihi yeniden yazıyoruz. Sovyetleri yalnızca geçmişin sınırları içinde hapsetmek büyük bir hata olur” ifadelerini kullandı.
Konut Bir Hak Olarak Tanımlanıyordu
Alpaslan, Sovyet mimarisinin tek tip ve gri yapılarla anılmasına karşın, konutun ücretsiz sağlık ve eğitimle birlikte bir yurttaşlık hakkı olarak görüldüğünü vurguladı. Eski sosyalist ülkelerin bugün hâlâ ev sahipliği oranlarında dünya genelinde üst sıralarda yer almasının, geçmişteki bu hak temelli sistemin bir sonucu olduğunu belirtti. Romanya’daki yüksek ev sahipliği oranlarına dikkat çeken yazar, geçmiş kazanımların kırıntılarının günümüzde dahi kendini gösterdiğini ifade etti.
Dünyanın dört bir yanındaki kentsel dönüşüm ve barınma tartışmaları, tıpkı İzmir Barosu’ndan Kadın Avukat Cinayetine Karşı Basın Açıklaması gibi toplumsal duyarlılık gerektiren konularla birlikte ele alınıyor. Öte yandan Türkiye’nin genel gündeminde Bakan Uraloğlu: Türkiye ulaştırma altyapısıyla güven adası oldu açıklamaları gibi altyapı çalışmaları yer alırken, Alpaslan Sovyetlerin “mikrorayon” modelini örnek gösterdi.
15 Dakikalık Kent Modeli
Alpaslan, Sovyet şehir planlamasında amaçlanan “15 dakikalık yerleşim” modeline dikkat çekti. Kent sakinlerinin tüm temel ihtiyaçlarını yürüyerek karşılayabilecekleri küçük mahalle birimleri tasarlandığını belirten Alpaslan, kişisel alanın daraltılması yerine ortak alanların (kütüphaneler, mutfaklar) genişletilmesinin toplumsal dayanışmayı güçlendirdiğini aktardı. Bu modelin, günümüzün hızla artan kentsel izolasyonuna karşı bir yanıt niteliğinde olduğunu ifade etti.



